Alma?! Neredesin Alma? Neden gelmiyorsun? Salıncakta sallanmak ister misin biraz daha? Alma? Peki, sen bilirsin. O halde ben geleyim. Ama bekle beni, dur, gitme, bekle... Alma?! Birdenbire yok oldu! Nereye gitti? Nereye gittin Alma?!

Depresif bir başlangıç, değil mi? Ama bu başlangıcı beklemeye değdi doğrusu.

Ne olur beni Alma!

Sonrasında ise ayağa kalkmaya çalışırken buldum kendimi. Bundan sonra yapmam gereken, ekibimle yeniden irtibata geçmekti. Ben yoluma devam etmeye, kendime zırh ve cephane bulmaya çalışırken etrafta fazlasıyla tuhaf şeyler oluyordu. Bir an Alma’yı görüyor, sonra kaybediyor, birden üstüme gelen ruhlardan kurtulmaya çalışıyor, sonra da etrafta hareket eden sürüyle objenin yarattığı atmosferde kendimi kaybetmemeye çalışıyordum. Evet, beklediğimi değmişti. Oyunu ışığın yanmadığı ve sesin yeteri kadar açık olduğu bir ortamda oynamamla beraber korkmaya başlamıştım. Resmen korkuyordum yahu! Koridorlar boyunca karşıma ne çıkacağı ve beni nelerin beklediği konusunda en ufak bir fikrim yoktu. İki adım ileri, bir adım geri atıyordum sürekli. Üstelik bu doğaüstü olaylar yetmiyormuş gibi, beni öldürmeye çalışan askerlerle de başa çıkmaya çalışıyordum. Hem korkutucu, hem yorucu, hem de ölümle burun buruna bir ortam...

Zırhın hası

Oyunun yayınlanan videolarını takip edenler, Project Origin’de mech kullandığımız sahneleri hatırlayacaklar. Bu sahnelerden biri, oyunun demosunda da mevcut ve mech kullanma şansımız var. Mech, güçlü bir saldırı aracı olduğu kadar güçlü bir de savunma aracı. Bu sayede pek fazla ölüm kaygısı taşımadan ilerleyebiliyoruz. Ancak demodaki mech’li bölümleri oynar oynamaz oyunun korkutucu atmosferinden koptuğumu fark ettim. Ben sadece korkmak, sadece olmasa bile çoğunlukla korkmak istiyordum. Mech’e bindiğim an hem atmosfer, hem de oyun değişti resmen. Neyse; buna da alışmam lazım çünkü geri sayım sona ermek üzere bundan yaklaşık 20 gün sonra, 10 Şubat 2009 tarihinde piyasaya olacak F.E.A.R. 2: Project Origin.